Dünya Kadınlar Günü’ nü Sevgililer Günü–Doğum Günü vb. ‘bir şeyin kendisi olmak’ gibi insan iradesinden bağımsız durumların kutlanması anlamsızlığında değil de, kadının ‘ne’ liği çerçevesinde kutlamak ve bu amaca yönelik atıflarda bulunmak daha yerinde olur. Bu günü kutlarken günün mahiyetini genişletmek amaçlı kullanılan ‘emekçi’ kelimesi de aslında kadının yerini daraltmaktadır. Bu tanım aslında yüzyıllardır kadını ikinci sınıfta tutan -ve hatta- onu eşya kadar bile değerlendirme yapılamayacak kadar ‘yok’ konumuna sokan, onu salt tüketici olarak gören bir bakışa karşı duracağım derken aslında aynı eksende gezinen sadece karşıt değerlendirme yapan bir bakış açısı. İnsana emek ekseninde bir değer vermek sosyolojik bir realite olsa da bu olguyu aşıp ona dıştan bakarak tekamüle zorlayarak yaklaşmak çok daha doğru olacaktır. Çünkü toplum her zaman içerisinde barındırdığı nefsani ruhla maddeye-kadına-olgulara faydalı/faydasız olarak bakar. Bu fayda ve yarar zamanla ‘değer’e dönüşür. Kadın faydalıysa değerlidir, üretkense değerlidir. Tarım toplumları- bedevi toplumlar- ortaçağ toplumları gibi bedensel gücün ön planda olduğu dönemlerde (sözde) fayda sağlamadığı, üretken olmadığı için namus-muhafazakarlık gibi dönem insanını (sözde) onurlandıran aslında itiraf edilemeyen ‘metacılık’a kılıf kavramlar kullanılarak kadın ‘bilerek’ aşağılanmıştır. Her dönemde insan oğlu çıkarcı olmuş ve çıkarcılığına uydurma değerler üreterek diğerlerini ve kendisinden sonra gelenleri kandirmistir. Kadın konusunda yüzyıllarca yapılan bu aşağılamayı ıslah ediyor gibi görünen dünya üzerindeki dönüşüm sonrası görüşler de kadını tüketen bir organizma olarak değerlendirmekten öteye gidememiş kadına alışveriş yapan bir hayvan gözüyle bakmaktan kendini alamamış, zaten almaya da çalışmamıştır. kadinin ne oldugu ve toplumdaki yeri konusu onemlidir. ve cikarlarini dusunmekten tecrube ederek ulasamayacagi yuce bilgiyi insana ancak onu ihata edebilecek ilimde ust bir varlik olan yaratici sunacaktir. kadinin sadece kendiligindenligiyle bile tamamen bir utanc sebebi oldugu, faydali bir esyadan daha degerli olmadigi aile ve insan uzerine yuk goruldugu kole addedildigi bir donemde, hazreti allah, insanlik tarihinin en buyuk ibadethanesini bir kadinin evinin yakinina insaa edilmesini emrederek, kadinin hayat icindeki yeri noktasinda aleme ilk mesajini vermis ve bu mesajdan sonra inkisaf edecek olan vahiy nuru ile alemdeki bu acimasiz boslugu doldurup kadin hakkinda gerekli tanimlari yaparak, ornekler gostererek inananlara yol gostermistir. dunya kadinlar meryemdir, asiyedir, haticedir, fatimadir. onlar tum gucleri ve imanlariyla mucadele icinde bulunmus, dogrulugun, adaletin, ozgurluk, takva ve esitlik baglarinin halk icinde yayilmasi icin surekli calismis sahsiyetlerdir. ve hepsinin basinda onlar uretici vy tuketici olduklari icin degil salt insan olduklari icin iman ettikleri icin risalette deger bulmus ve oyle muamele edilmislerdir. deger olgusu insanin hakikasi hakkinda ipucu veren en onemli kavramlardan biridir. dogru olmak bir pratigi gitmenin yaninda, neye neden ne kadar deger verilmesiyle de alakalidir. varligi hakettigi yere koymak, ona asil degeri ile muamele etmek adalet gibi varligin dayanak buldugu asli unsurlarin hayat icinde ne derece neset ettiginin bir gostergesidir. kadina, insana layik oldugu, yaraticinin bahsettigi deger ile muamele etmek ve bunun icin calismak naniyorum iddiasinda bulunan herkesin anbean sorumlulugundadir. vesselam.
.